|
Size bu “mesaj”ı sosyal sorumluluk, katılımcılık ve şeffaflık anlayışımızın bir gereği olarak, kurumsal misyonumuz başta olmak üzere, ülkemizde rekabetçi düzenin işleyişi ile ilgili bazı yeni gelişmeleri, rekabet anlayışımızı ve beklentilerimizi iletmek amacıyla yazıyorum. “Mesaj”ın bir diğer gerekçesi, Türkiye’nin rekabetçi süreçte ilk deneyimlerini yapmış, kendine güvensizliği aşmış, korumacı, kayırmacı, kolaycı zihniyetle mesafe alınamayacağını anlamış, adil bir rekabet düzeninin kurumlaştırılması aşamasına gelmiş bir ülke olduğu inancının verdiği sorumluluk duygusudur.
1980’li yıllardan bu yana, ülkemizde rekabetçi piyasa düzeninin tüm kurum ve kurallarıyla gelişmesini sağlamak amacıyla çok önemli adımlar atılmıştır. 1994 yılında 4054 sayılı Rekabetin Korunması Hakkında Kanun’un kabul edilmesi ve 1997 yılında Rekabet Kurulu’nun faaliyete geçmesi bu alanda çok önemli bir başlangıç teşkil etmektedir. Bugün Türkiye 10 yılı aşkın bir rekabet politikası tecrübesini geride bırakmış, rekabetin korunması konusunda daha etkin yöntemleri uygulamaya koyma aşamasına ulaşmış bulunmaktadır. Amerika Birleşik Devletleri’ne kıyasla 110 yıl, Avrupa Birliği’ne kıyasla 50 yıl gecikmeyle başlattığı rekabet politikası uygulamalarında kısa zamanda önemli mesafeler alan ülkemiz, uluslar arası alanda saygınlığı olan bir kurumsal gelişme sağlamıştır.
Rekabet Kurumu, Türkiye’de rekabetçi piyasa ekonomisinin, tüketici refahına, iktisadi kalkınmaya, istikrara, adaletli gelir dağılımına, sanayiinin sürdürülebilir bir rekabet gücü kazanmasına ve AB ile bütünleşmenin en avantajlı biçimde gerçekleştirilmesine katkıda bulunacak şekilde gelişmesini amaçlamaktadır. Kurumumuz, rekabetçi piyasanın, tüm kurum ve kurallarıyla oluşması, geliştirilmesi ve korunması ile AB ülkeleri arasında örnek olabilecek bir düzeye getirilmesini hedefleyen bağımsız bir düzenleyici ve denetleyici kurumdur.
Rekabet Kurumunun üç temel görevi vardır:
Bunlardan birincisi, 4054 Sayılı Kanunun verdiği yaptırım yetkisini kullanarak rekabet ihlallerini tespit etmek ve cezalandırmak yoluyla rekabeti korumaktır. Rekabet Kurumu, “rekabeti engelleyici, bozucu veya kısıtlayıcı anlaşma karar ve uygulamaları ve piyasaya hakim olan teşebbüslerin bu hâkimiyetlerini kötüye kullanmalarını önlemek, bunun için gerekli düzenleme ve denetlemeleri yaparak rekabetin korunmasını sağlamak, piyasalardaki yeniden yapılanmaların da rekabeti azaltmayacak biçimde gerçekleşmesini gözetmek” amacıyla kurulmuştur. Bu tür organizasyonların hemen hepsinde olduğu gibi, genellikle, şikayet veya ihbar üzerine harekete geçmenin yanı sıra, Rekabet Kurumu gördüğü lüzum üzerine re’sen birtakım karar süreçlerini de başlatabilmekte, gerek anlaşma ve işbirliklerine dönük gerek yoğunlaşmalarla ilgili düzenlemeler yaparak etkinliğini artırma çabasını sürdürmektedir.
Bunu yapabilmek için Rekabet Kurulu’na bağımsız bir statü, çok yeni ve önemli imkânlar ve ağır cezai müeyyide uygulama yetkisi tanınmıştır. Bu cümleden olarak 2008 yılında rekabet yasasında yeni değişiklikler yapılarak rekabet cezaları büyük ölçüde arttırılmış, ihlallerin tespitini kolaylaştıracak yeni düzenlemeler getirilmiştir. Ancak bu gelişmenin daha yüksek başarılara tahvil edilebilmesi için, yine 2008 yılı içinde hızlandırdığımız kurumsal etkinlik çalışmaları ile beraber, rekabet kültürünün de gelişmesi konusunda önemli mesafeler alınması gerekmektedir.
Bu çerçevede Rekabet Kurumunun ikinci önemli görevi, rekabet kültürünün gelişmesine katkıda bulunarak rekabet ihlallerinin önlenmesini sağlamaktır Rekabet kültürünün, gerek kamunun karar verme süreçlerinde gerek özel sektörün ve bu arada tüketicilerin kararlarında etkili olmasının sağlanabilmesi için Rekabet Kurumu'na da önemli görevler düşmektedir. Türkiye’de rekabet kültürünün gelişme sürecini hızlandırabilmek için Rekabet Kurumu, kurulduğundan beri aldığı kararları, yayınları, eğitime dönük çabaları başta olmak üzere, özetle tüm bilgi birikimini ve deneyimini kamuoyu ile paylaşmaya büyük önem vermiştir. Önümüzdeki dönemde, rekabet bilgisi ve kültürünün yerleşip yaygınlaşmasına yönelik faaliyetlerimiz artarak devam edecektir. Bu bağlamda, üniversitelerimiz, kamu kurumu niteliğindeki meslek teşekkülleri ve diğer sivil toplum örgütleri ile birlikte yaptığımız ve yapacağımız ortak programların zaman içinde kurumsallaşacağına inanıyorum.
Rekabet Kurumu’nun üçüncü önemli görevi de çok yönlü ve çok boyutlu bir rekabet savunuculuğu yaparak, rekabetin tüm kurum ve kurallarıyla gelişmesine katkıda bulunmaktır. Rekabet Kurumu Türkiye’de rekabetçi düzenin yerleşmesi ve gelişmesini sağlama görevini kamunun eylemleri çerçevesinde de yerine getirmeye çalışmaktadır. Her şeyden önce kamu teşebbüsleri de rekabet yasasına uymakla yükümlüdür. Diğer taraftan Rekabet Kurumu, talep üzerine veya müdahil olarak, kamu düzenlemelerinin rekabetçi düzenle uyumlu olarak yapılabilmesi için her zeminde çaba sarf etmektedir.
Bir paradoksa kısaca işaret etmekte yarar vardır: Günlük hayatta, rekabet, rekabet ortamı ve rekabet gücü gibi kavramlar, çeşitli insanlar, çevre ve gruplar tarafından sık sık kullanılırken, rekabetin nasıl bir zeminde, hangi kurallar çerçevesinde yapılması gerektiği çoğu kere dikkatten uzak kalabilmektedir. Halbuki, rekabetin cereyan edeceği hukukî zemin ya da rekabetçi bir piyasa yapısı ve işleyişinin varlığı çok önemlidir. Adil, rekabet edilebilir bir ortamın oluşması belki de nihaî hedef olarak tanımlanabilir. Dolayısıyla, rekabetten sık sık bahsedilmesi, rekabetin hep gündemde olması, rekabet ortamının niteliğinden ziyade, iç ve dış şartlar itibariyle rekabet açısından sahip olunan güç veya imkanlar anlamına gelmektedir. Ancak bilinmelidir ki, adil rekabet ortamının varlığı, sürdürülebilir bir rekabet gücü kazanmanın, belki de, en önemli ön koşuludur.
Bu arada Rekabet Kurumu’nun görev alanı ve misyonu ile ilgili bazı yanlış anlamalara da kısaca değinmek istiyorum: Rekabet Kurulu Ticaret Kanununda öngörülen haksız rekabet eylemlerinin şikâyet mercii değildir. Bilindiği gibi bu konudaki şikâyetlerin Sanayi Bakanlığı Rekabetin ve Tüketicinin Korunması Genel Müdürlüğü’ne iletilmesi veya doğrudan haksız rekabet yapanlar hakkında tazminat ve men davası açılması gerekmektedir. Ayrıca, Rekabet Kurumu, Türkiye’nin dış rekabet gücünün arttırılması konusunun muhatabı da değildir. Üstelik, tutarlılık gereği, Türkiye’nin rekabet gücünün sun’i ve meşrû olmayan yollarla arttırılmaya çalışılması önerilerini de desteklememektedir.
Kurumumuzun rekabetçi düzeni tesis etme konusunda gösterdiği kararlılığın temel nedeni bu düzenin tüm toplumun yararına olduğu inancıdır. Türkiye’de bazı kesimlerde görülen rekabet korkusu ve çekingenliği, aslında haksız rekabete ve rekabet ihlallerine karşı kendisini korumasız hissetme olgusundan kaynaklanmaktadır. Adil rekabet anlayışının sadece ekonomide değil, siyasette, eğitimde, sanatta, sporda, yani hayatın her analında geliştirilmesi herkesin yararınadır: Çünkü rekabet ortamı, herkesi daha verimli, daha yaratıcı, daha rasyonel, daha bilinçli hareket etmeye teşvik ederek ve zorlayarak, özlenen yüksek refah düzeyinin daha hızlı bir biçimde yakalanmasını mümkün kılacaktır.
Rekabetçi piyasalar, üreticilerin kaynakları daha etkin kullanmasını sağlayarak, tüketicilerin tercih yelpazesini genişletip satın alma gücünü yükselterek, bütün çalışanlarımızın ve işadamlarımızın daha yüksek gelir düzeyine ulaşmasını mümkün kılacak, toplumumuzdaki tüm dinamik unsurları harekete geçirerek ve yaratıcılığı arttırarak devleti daha rasyonel davranmaya zorlayacak ve herkesin çıkarına olan bir ortamın oluşmasına katkıda bulunacaktır. Diğer yandan, rekabet, bireysel yararla toplumsal yararın uyumluluğunu sağlamanın en etkin yolunu teşkil etmektedir. Yine iyice anlaşılmalıdır ki, iyi işleyen, rekabetçi bir düzenin tesisi ve rekabet kültürünün gelişmesi, hem ekonomimiz hem de demokrasimiz açısından olmazsa olmaz bir nitelik arz etmektedir.
Bugün, uluslararası arenada başarılı olabilmenin temel koşulu bir olimpiyat anlayışı içinde uluslar arası yarışa her alanda katılmak, eksikliklerimizi, zafiyet ve üstünlüklerimizi tespit ederek bilinçli ve kararlı bir biçimde yarışmayı sürdürmektir. Dünya hem küçülmüş hem de tabir caiz ise, düzleşmiştir. Aradaki engeller ortadan kalkmış, ülkeler ve uluslar gibi firmalar da aynı ortamda yarışır olmuşlardır. Başarıyı yakalayabilmek için ülkemizin, yani, hem özel sektörümüzün, hem kamunun hem de hatta sivil toplum örgütlerimizin; yönetici, önder ve işadamlarımızın bu çağdaş yarışın ya da realitenin gereklerine göre hareket etmesi büyük önem taşımaktadır. Bugün dikkatli olan her göz, uluslararası düzeyde başarı sağlayan tüm aktörlerin her alanda yarışmaya katılan ülkeler olduğunu rahatça görebilecektir.
Bu çerçevede Türkiye’de rekabetçi düzenin gelişebilmesi için herkesin katkısına ihtiyaç vardır. Rekabet sadece işadamlarının, bürokratların rekabet hukukçuları ve iktisatçılarının işi değildir. Türkiye’de rekabet ortamının gelişebilmesi için politikacıların da öğretmen ve öğrencilerin de, sanat insanlarının da sporcuların da belediye başkanlarının da, köy muhtarı ve imamlarının da katkısına ihtiyaç vardır. Bireysel özgürlük ve bireysel sorumluluk ile inisiyatif kullanma arasında ve bütün bunlarla dürüst ve ahlâklı olmak arasında yakın bir ilişki vardır. Böyle bir ilişkinin varlığına inanmak ve gereğini yapmak, iktisaden ve sosyal anlamda gelişmenin dinamiğini anlama yolunda mesafe aldıracaktır. Rekabet Kurumu, Türkiye’de her alanda yarışma ya da rekabet ortamının oluşmasını, kurumsallaşmasını sağlamayı hedefleyen herkese imkânları ölçüsünde elinden gelen katkıyı yapmaya hazırdır.
Tüm eleştiri ve önerilere açık olduğumuzu belirtmek isterim. Bu bağlamda Kurumumuzun, rekabetle ilgili her türlü özel bilgi ihtiyacınıza cevap vermekten, kurumsal etkinlik için önerilerinizi almaktan zevk ve gurur duyacağını, katkılarınız için de müteşekkir olacağını belirtmek istiyorum.
Her zaman daha iyiye ulaşma, daha iyi hizmet etme anlayışımızın bir gereği olarak Rekabet Kurumu internet sitesi güncellenmiştir. Yeni internet sitemizin daha yararlı hale getirilmesi için çabalarımız sürmektedir. Kısa süre sonra, daha da yeterli hale geleceğini umduğumuz sitemizin yeni yapısı ile rekabet kültürüne daha fazla katkıda bulunmayı umuyoruz.
Saygılarımla,
Prof. Dr. Nurettin Kaldırımcı
Rekabet Kurumu Başkanı |