Madde Gerekçeleri


MADDE GEREKÇELERİ


Madde 1- Günümüz dünyasındaki gelişmeler göstermiştir ki rekabet bir piyasa ekonomisinde yalnızca kaynakların etkin kullanımını sağlamakla kalmaz aynı zamanda rakip malların fiyatlarının düşmesini ve bu pazarda daha büyük paya sahip olmak isteyen teşebbüslerin ürünlerinin kalitelerini artırmalarına ve yeni teknolojileri üretimde kullanmalarına yol açar. Serbest rekabetçi yapının getirdiği bu dinamizm ülke ekonomisinin sürekli ve dengeli kalkınmasını sağlar. Fiyatların düşüşü ve kalitenin artışı ise toplumun tamamını yani tüketicileri korumak gibi sosyal bir fayda sağlar. İşte bu nedenlerle, Devletin gerekli hukuki düzenlemeleri yaparak rekabetin korunmasını sağlaması bu kanunun amacını oluşturmaktadır. 

Madde 2- Rekabetin sağladığı yararların bir bütün olarak ekonominin tüm alanlarından istenmesi normaldir. Bu nedenle rekabet kuralları ekonomik faaliyette bulunan her teşebbüse uygulanmalıdır. Teşebbüslerin kamu kurumlarına veya özel kişilere ait olmasının önemi yoktur. Her ne kadar rekabet hukukunda da kamu yararı ve kamu düzeninin korunması amaçları ön plana çıkıyorsa da genel ekonomik menfaatlere hizmet etmekle görevlendirilmiş teşebbüslerin bu görevlerini yerine getirmelerinin rekabet kurallarıyla çatışmaması gerekir. 

Rekabet hukuku literatüründe "etki teorisi" olarak isimlendirilen sistem bu kanunda da benimsenmiştir. Başka bir ifadeyle, merkezleri Türkiye Cumhuriyeti sınırları dışında bulunan, fakat Türkiye'de faaliyet gösteren teşebbüsler de bu kanun kapsamında bulunmaktadır. 

Madde 3- Maddede Kanunun uygulanması bakımından Kanunda geçen bazı terim ve kavramları tanımları yapılmıştır. Teşebbüs tanımı yapılırken ekonomik bütünlük ilkesi benimsenmiştir. Yani, bir yavru şirket tek başına değil, bağlı olduğu diğer şirket veya şirketlerle birlikte değerlendirilecektir.

Bir bedel veya menfaat karşılığı yapılan fikri, bedeni veya her ikisi beraber yapılan faaliyetler hizmet olarak tanımlanırken, tanım, en geniş anlamıyla bankacılık, sigortacılık, para, kredi, sermaye, bilgi ve sair unsurları da içermektedir. Kuşkusuz, toplu pazarlık esasının kabul edildiği emek piyasası bu tanımın dışındadır. 

Madde 4- Bu Kanunun amacı rekabetin korunması olduğuna göre, rekabeti engelleyici, kısıtlayıcı veya bozucu teşebbüsler arası anlaşma ve uygulamaların yasaklanması gerekir. Maddenin amacı bakımından anlaşma, Medeni Hukukun geçerlilik koşullarına uymasa bile tarafların kendilerini bağlı hissettikleri her türlü uzlaşma ya da uyuşma anlamında kullanılmıştır. Anlaşmanın yazılı veya sözlü olmasının önemi yoktur. Teşebbüsler arasında bir anlaşmanın varlığı tesbit edilemese bile teşebbüsler arasında kendi bağımsız davranışları yerine geçen bir koordinasyon veya pratik bir işbirligi sağlayan doğrudan veya dolaylı ilişkiler de eğer aynı sonucu doğuruyorsa yasaklanmıştır. Böylece teşebbüslerin kanuna karşı hile yolu ile rekabeti sınırlayıcı uygulamaları meşru göstermeleri engellenmek istenmiştir. Çoğu zaman teşebbüsler ortak sorunlarıyla ilgilenmek üzere aralarında tüzel kişiligi olan veya tüzel kişiliği olmayan birlikler oluştururlar. Bu birlikler zaman zaman üyeleri arasında rekabeti önleyerek üyelerinin daha fazla kazançlar elde etmelerine hizmet edici kararlar alabilirler. Bu gibi kararlar da rekabet sistemine aykırıdır ve yasaklanmıştır.

Rekabeti kısıtlayıcı anlaşmalar dikey veya yatay anlaşmalar şeklinde olabilmektedir. Aynı seviyede yapılan anlaşmalara yatay anlaşma denmekte ve bu tür anlaşmaların bizatihi rekabeti bozucu etkilerinin olduğu kabul edilmektedir. Bu görüşten hareketle Maddenin ikinci fıkrasında en sık rastlanan rekabeti sınırlama anlaşmaları örnek olarak sayılmış ve bu tür anlaşmaların bizatihi yasak olduğu vurgulanmıştır. Şuna da dikkat çekilmelidir ki bu fıkrada zikredilen örnekler tahdidi değil tadadidir.

Rekabeti kısıtlayıcı anlaşmaların yasaklandığı bir hukuk düzeninde genellikle bu tür anlaşmalar gizli yapılmakta ve bunların varlığının ispatı oldukça güç, bazen de imkansız olmaktadır. Bu nedenle Maddenin üçüncü fıkrasında betirtilen hallerin varlığı halinde teşebbüslerin uyumlu eylem içinde oldukları karinesi kabul edilmiştir. Böylelikle uyumlu eylem içinde olmadıklarını ispat yükü ilgili teşebbüslere geçirilmiş bulunmakta ve ispat güçlüğü nedeniyle Kanunun işlemez hale gelmesinin önlenmesi amaçlanmıştır. 

Madde 5- 4 üncü madde yasağının mutlak bir şekilde uygulanması bazı istenmeyen sonuçlara yol açabilir. Bu nedenle, oluşturduğu zararlı etkilere nazaran ortaya çıkan yararlı etkilerin daha fazla olması halinde rekabeti kısıtlayıcı uygulamalara 4 üncü madde yasağından muafiyet sağlamak gerekmektedir. Böyle bir muafiyetin verilebilmesi için maddede sayılan dört şartın aynı anda mevcut olması gerekir. Herşeyden önce rekabeti sınırlayıcı anlaşmanın veya uyumlu davranışın ya da teşebbüs birliği kararlarının, ekonomi üzerinde olumlu etkiler doğurması gerekir. Bu yararlı etkilerin tüketiciye yansımayarak sadece firma karları olarak kalması halinde muafiyet uygulanmayacaktır. Ortaya çıkan yarardan tüketicinin adil bir pay alması suretiyle rekabet hukukunun sosyal yönü de ortaya çıkmaktadır. Eğer bu yararlı etkilerin elde edilmesi için daha az rekabet sınırlaması yeterli olacaksa anlaşmaya yine muafiyet verilmeyecektir. Sadece yararlı etkinin elde edilebilmesi için gerekli ve zorunlu olan rekabet sınırlamalarına muafiyet tanınabilecektir. Şu kadar ki bu sınırlamalarla rekabet, igili ürün pazarının önemli bir bölümünde tamamen ortadan kaldırılmamalıdır.

Muafiyet kararları belirli süreler için verilecek ve belirlenen şartların varlığı halinde bu kararlar yenilenebilecektir. Böylelikle Kurula, ilgili pazarda muafiyet kararı verildikten sonra meydana gelebilecek değişmeleri ve rekabetin kısıtlanması sonucunu doğurabilecek gelişmeleri sürekli izleme fırsatı verilmiş olmaktadır.

Ayrıca, Birinci fıkrada gösterilen şartları taşıyan anlaşma gruplarına Rekabet Kurulu tarafından bir tebliğ ile grup muafiyeti sağlanabilme imkanı tanınmıştır. Böylece hem bu anlaşmalar için yasal belirlilik sağlanmış olacak, hem de bu anlaşmaların sağladığı yararlı etkiler ekonomiye kazandırılmış olacaktır.

Madde 6- Bir teşebbüsün kendi iç dinamikleri sayesinde büyüyerek çeşitli sektörlerde hakim durum elde etmesi rekabet hukuku yönünden sakıncalı bir durum değildir. Aksine ülkemizde sermayenin yoğunlaşması, sermaye birikiminin ve yatırımların artması istenmektedir. Çünkü gelişen dünyada dış ticaret gittikçe artmakta gümrük duvarları çeşitli anlaşmalarla ya indirilmekte ya da tamamen kaldırılmaktadır. Ayrıca ülkemiz Avrupa Topluluğuna tam üyelik için başvurmuş bulunmaktadır. Bu şartlar altında teşebbüslerin büyüyerek Topluluk ve dünyada rekabet edebilecek güce erişmeleri gerekir.

Diğer taraftan, piyasada hakim duruma gelen tesebbüslerin bu durumlarını ülkemizdeki rekabeti kısıtlamak, engellemek veya bozmak amacıyla veya bu etkiyi doğuracak şekilde kötüye kullanmaları yasaklanmıştır.

Bazı durumlarda teşebbüs, hakim duruma yasaların sağladığı korumalar nedeniyle de gelebilir. Özellikle sınai ve ticari mülkiyet hakları böyle bir koruma sağlar. Bu hakların kullanımı hiç bir şekilde rekabeti ortadan kaldırma amacına hizmet etmemelidir. Ayrıca uygulamada en çok rastlanan kötüye kullanma halleri İkinci fıkrada örnek olarak sayılmıştır ve bunlar tahdidi değildir. 

Madde 7- Maddede birleşme ve devralmaların piyasada rekabeti önemli ölçüde azaltacak şekilde hakim durum yaratması veya bir yahut birden fazla teşebbüsün piyasadaki hakim durumunu daha da güçlendirmesi halinde yasaklanacağı hükme bağlanmıştır. Burada dikkat çekilmesi gereken husus teşebbüslerin kendi iç dinamiği dışında büyümelerinin denetim altına alınmasıdır. Gerçekten de 6 ncı maddede hakim durum başlı başına bir yasaklama nedeni olmazken bu maddede teşebbüslerin birleşme veya devralma suretiyle rekabeti önemli ölçüde azaltacak şekilde hakim durum haline gelmesi yasaklanmaktadır. Zira birleşme veya devralma suretiyle hakim duruma gelmenin, teşebbüsün kendi iç dinamikleri ile büyüyerek hakim duruma gelmesinden daha fazla rekabet düzeninin bozulmasına neden olduğu kabul edilen bir gerçektir.


Maddenin İkinci fıkrasında, kural olarak birleşme ve devralma işlemlerinin hukuki geçerlilik kazanabilmesi için Kuruldan izin alınması zorunluluğu getirilmemiştir. Bir başka deyişle, birleşme ve devralma işlemleri Kuruldan izin alınmadan geçerli olabilecektir.

Ancak, bu kuralın istisnaları da olacaktır. Maddenin birinci fikrası kapsamına giren birleşme ve devralmalın hukuki geçerlilik kazandıktan sonra bu kanunu ihlal ettiği gerekçesi ile geçersiz sayılması, uygulamada bir takım problemlerin ortaya çıkmasına neden olacaktır. İşte bu nedenle, ikinci fıkrada hangi tür birleşme ve devralmaların hukuken geçerli olabilmeleri için önceden izin alınması gerektiği konusunda Kurula tebliği çıkarma yetkisi verilmiştir. 

Madde 8- Teşebbüsler ve teşebbüs birlikleri yaptıkları anlaşma, karar, uyumlu eylem veya yoğunlaşmaların yasal belirliliğini ve güvenliğini sağlamak amacıyla Rekabet Kuruluna başvurarak yaptıkları işlemlerin rekabet kurallarına aykırılık teşkil etmediğine dair bir belgenin kendilerine verilmesini isteyebilmelidir. Bu, ticari hayatın belirsizlikten kurtulması açısından bir zorunluluktur. 

Madde 9- Maddede Kurulun bu kanunun 4,6 ve 7 nci maddelerinin ihlal edildiğini tesbit etmesi halinde ihlale son verebilmek için nasıl hareket edeceği düzenlenmekte ve nihai karara kadar ciddi ve telafisi imkansız zararların ortaya çıkacağına dair kuvvetli emarelerin varlığı halinde geçici tedbirler alabileceği belirtilmektedir. 

Madde 10- Maddenin birinci fıkrasında muafiyet ve menfi tespit için anlaşmaların Kurula bildirilmesi gereken süreler açıklanmıştır.

İkinci fıkrasında ise, birleşme veya devralmaların Kurula bildirildiği tarihten itibaren onbeş gün içinde Kurulun ya buna izin vereceği ya da nihai incelemeye alacağı belirtilmiş, ikinci halde bunların nihai karara kadar askıda oldukları ve uygulamaya sokulamayacağı hükme bağlanmıştır. Bu fıkradaki Kurulun bildirim süresinin kısa tutulması ile birleşme veya devralma anlaşması yapan teşebbüslerin sürenin uzaması nedeniyle zarara uğramalarının önlenmesi amaçlanmaktadır.

Maddenin üçüncü fıkrası ile de Kurulun bildirimlere karşı süresi içinde herhangi bir işlem yapmaması halinde ilgili teşebbüslerin belirsizlik nedeniyle zarara uğramaları önlenmek istenmiştir. 

Madde 11- Birleşme veya devralma işleminin Kurula bildirilmemesi hallerinde yapılması gerekenler doğal olarak l0'uncu maddede belirtilen durumlardan farklılık arzetmektedir. Bu itibarla maddede birleşme ve devralmanın bu kanunu ihlal etmediği veya ihlal ettiği durumlar ayrıntılı bir şekilde düzenlenmiştir. 

Madde 12- Yapılacak bildirimlerin belirli bir formla yapılması hem teşebbüslerin hukuka uygun bir bildirimde bulunmalarını, hem de Rekabet Kurulunun bildirimleri daha kolay değerlendirmesini sağlayacaktır. 

Madde 13- Kurulca verilen muafiyet ve menfi tespit kararları mutlak değildir. Maddede sayılan durumların varlığı halinde bu kararlar Kurul tarafından her zaman geri alınabilir. 

Madde 14- Rekabet Kurulu bu kanunun kendisine verdiği görevleri yerine getirebilmek için çok ayrıntılı bilgilere ihtiyaç duyacaktır. Bu bilgileri öncelikle ilgili teşebbüs ve teşebbüs birliklerinden sağlayacaktır. Bunun yanı sıra çeşitli kamu kuruluşları ile özel teşebbüslerden de bazı bilgileri elde etmesi gerekebilir. İlgili taraflar dışındaki kuruluşlar da Kurulun bilgi ve belge talebini geri çeviremezler. 

Madde 15- İlgili taraflar ise istenilen bilgileri vermedikleri ya da sözlü veya yazılı açıklamadan kaçındıkları veya menkul ve gayrimenkulleri üzerinde inceleme yapılmasına izin vermedikleri zaman ayrıca idari para cezasına da çarptırılabileceklerdir. Tarafların incelemeyi yapan uzmanlardan görevli olduklarına ilişkin bir belgeyi ibraz etmelerini isteme hakları her zaman için mevcuttur. 

Madde 16- Maddede iki tür para cezası düzenlenmiştir. Para cezasıyla cezalandırılmış olan fiiller kasden veya ihmalen işlenmiş olabilir. Birinci fıkrada sayılan fiiller İkinci fıkraya göre daha hafif veya usule ilişkin fiillerdir. İkinci fıkra ise esasa ilişkin fiilleri düzenlemektedir.  

Teşebbüsleri süresi içinde bildirimde bulunmaya teşvik etmek için bildirimi süresi içinde yapılmış ihlallerle ilgili olarak Kurul karar verinceye kadar geçen uygulamalar için bu kanunu açıkça ihlal etmiyorsa para cezası verilmeyecektir. Ancak ilgili teşebbüsler bildirimde yer alandan başka ihlallerde bulunmuşlarsa bunlar için para cezası verilmesini engelleyen bir hüküm yoktur.  

Para cezaları teşebbüs niteliğindeki gerçek kişilere, tüzel kişilerde tüzel kişiliğe, tüzel kişiliği olan teşebbüs birliklerinde tüzel kişiliğe, tüzel kişiliği olmayan teşebbüs birliklerinde bu birliği oluşturan üyelere verilir. Ayrıca tüzel kişiliğin yönetim organlarında görev alan gerçek kişilere de caydırıcı olmak amacıyla şahsen para verileceği fıkrası da ilave edilmiştir. 

Madde 17- Kurulun aldığı kararları ve tedbirleri uygulamaya koyabilmesi için 16 ncı maddede düzenlenenlerden başka bir zorlayıcı güce ihtiyacı vardır. Bu öyle bir zorlama olmalıdır ki teşebbüs, bir an önce bu karara ve tedbire uymakta yarar görsün. Bunu sağlayacak en iyi yöntem, karara ya da tedbire uyulmadan geçen her gün için belirli bir para cezası uygulamaktır. Bununla teşebbüslerin kararlara bir an önce uymaları teşvik edilmiş olacaktır. 

Madde 18- 16 ve 17nci maddelerde yer alan para cezalarının ceza hukuku anlamında ceza olmadığı, idari para cezası olduğu vurgulanmaktadır. Para cezaları bu kanuna aykırı hareket eden tarafların hepsine ayrı ayrı uygulanacaktır. 

Süreli para cezalarının ne zamana kadar devam edeceğine ilişkin olarak maddeye konulan hükümle, tarafların karar aleyhine yargı yoluna gitmeleri halinde bu cezalara ilişkin mahkemenin yürütmeyi durdurma kararı vermesi halinde cezanın mahkemeye başvuru anından sonra işlemeyeceği, ancak başvuru anına kadar geçen süre için ceza verileceği belirtilmiştir. 

Madde 19- Bir ihlal hakkında Kurulun para cezası ve süreli para cezası verme yetkisinin belirli bir süre ile sınırlanması yasal belirliliğin ve yasal güvenliğin sağlanması bakımından gereklidir. Bu itibarla maddede Kurulun idari para ve süreli para cezası verebileceği zamanaşımı süreleri ve bu süreleri kesen haller düzenlenmiştir. 

Madde 20- Bu Kanun ile öngörülen hukuki düzenlemelere ilişkin işlemlerle, rekabetin korunmasına yönelik tedbir, düzenleme ve denetlemeyi yapacak bağımsız faaliyet gösteren idari ve mali özerkliğe sahip, kararlarını herhangi bir organ, makam, merci ve kişinin etkisinden uzakta serbestçe alabilen bir kuruma ihtiyaç vardır. Rekabet Kurumu bu ihtiyaca binaen oluşturulmuştur. 

Kurumun oluşturulmasında gözetilen ana ilke, Kurumunun hem politik baskılardan, hem de kararlarına taraf olacak teşebbüs ve teşebbüs birliklerinin çeşitli biçimlerde etkileme yöntemlerinden uzak bir yapıya sahip olmasını temin edebilecek bir yapıda olmasını sağlamaktır. 

Kurum idari bakımdan Sanayi ve Ticaret Bakanlığı ile ilgilidir. 

Madde 21- Rekabet Kurumunun teşkilat yapısı, Kurumun karar organı olan Rekabet Kurulu, Başkanlık, Hizmet Birimlerinden oluşmaktadır. 

Madde 22- Kurumun en üst ve önemli organı Rekabet Kuruludur. Bu Kanun uyarınca rekabetin korunmasına ilişkin tedbir ve düzenlemelerle, bu kanuna aykırılık hallerinde nihai karar verme yetkisi Rekabet Kuruluna aittir. Bu itibarla, Kurulun oluşumu önem arzetmektedir. Kurul üyelerinin her türlü siyasi baskıdan bağımsız çalışabilmelerini temin etmek amaçlanmıştır. Bunun için Kurulun toplam üyelerinin ancak üçü siyasi otorite tarafından belirlenmekte kalan sekiz üyenin dördü Kurulun kendisinin göstereceği adaylar arasından, kalan dördü ise yüksek yargı organları ile Üniversitelerarası Kurul ve Türkiye Odalar ve Borsalar Birliği'nin göstereceği adaylar arasından seçilmektedir. 

İkinci fıkra ile, Kurumda çalışan bilgili, deneyimli, konusunun uzmanı nitelikli personele bu çalışmalarının karşılığını verebilecek bir fırsat yaratılması amaçlanmıştır. Böylelikle Kurul üyeliklerine hem nitelikli elemanların seçilmesi sağlanırken hem de kurumda çalışmanın teşvik edilmesi ve personelin kendini yetiştirmeye özendirilmesi sağlanmış olacaktır. 

Madde 23- Kurulun nihai kararları, bir taraftan bu kanuna aykırılığın tesbiti gibi hukuki nitelikli, diğer taraftan bu kanunun ihlali iktisadi bir olgu olduğu için aynı zamanda ekonomik tespit, analiz ve yorumları da içerecek nitelikte olacağından, Kurul üyelerinin hukukçu, özellikle rekabet hukukçusu ve sanayi iktisatçılarından oluşması gerekmektedir. 

Madde 24- Kurul üyelerinin görev süresi altı yıl olarak belirlenmiştir. Ancak altı yıl bitiminde üyelerin tamamının değişmesi ve yeni seçilen üyelerin Kurul işlerine uyum sağlamak için belirli bir sürenin geçerek Kurum işlerinin aksamasına meydan vermemek için iki yılda bir üyelerin üçte birinin yenileneceği bir sistem benimsenmiştir. 

Maddenin ikinci fıkrasında Kurul üyelerinin çalışma güvenliğine ilişkin düzenlemeler getirilmiştir. Fıkrada sayılan durumlar dışında Kurul Başkan ve üyelerinin görevlerine herhangi bir nedenle süreleri dolmadan son verilemez. 

Madde 25- Kurul üyeliği özellik arzeden bir görev olduğu için, bunlara genel yasakların dışında bir takım özel yasaklamalar da getirilmiştir. Madde yasaklara ilişkin ayrıntılı düzenlemeler öngörmektedir. 

Madde 26- Yapılan işin önemine binaen Kurul üyelerinin göreve başlamadan önce yemin etmeleri öngörülmüştür. 

Madde 27- Maddede Kurulun görev ve yetkileri ayrıntılı bir şekilde ondört bent halinde sayılmıştır. 

Madde 28- Kurulun çalışmalarına ilişkin esaslar düzenlenmiştir. Maddenin son fıkrası ile Kurul üyelerinin kendileri ve yakınları ile ilgili olaylarda müzakere ve oylamalarda iştirak edemeyeceği belirtilmiştir. Toplantı ve karar nisaplarının ağırlaştırılmış olması üyelerin hepsinin toplantılara iştirakinin önemini arttırmaktadır. 

Madde 29- Maddede Başkanlık, Başkan, İkinci Başkan ve Başkan Yardımcılarından oluşan bir organ gibi düşünülmüştür, Rekabet Kurumunun idari yapısında Kurulca kullanılmayan bir kısım yetkiler Başkanlığa verilmiştir. Başkanlık genel olarak Kurumun sevk ve yönetiminden sorumludur. 

Madde 30- Maddede Başkanlığın görev ve yetkileri on bent halinde ayrıntılı bir şekilde sayılmıştır. 

Madde 31- Kurul Başkan Yardımcılarının görevleri esas itibariyle hizmet birimlerinin yönetiminde Başkana yardımcı olmaktır. Başkan yardımcıları Kurul üyesi değildir ve mesleki kararların alınması toplantılarına iştirak edemezler. 

Madde 32- Kurumun hizmet birimlerinin Daire Başkanlıkları şeklinde örgütleneceği maddede belirtilmektedir. Alt kademeler ile ilgili düzenlemeler hizmetin niteliğine göre yönetmelikle belirlenecektir. 

Madde 33- Kurumun Kurulun nihai kararları dışındaki işlemlerinin denetim dışı kalması düşünülemez. Esasen Kurul nihai kararları Yargı denetimine tabidir. Nihai karar dışındaki işlem ve tasarrufların Sayıştayın denetimine tabi olacağı şeklinde hüküm konulmuştur. 

Madde 34- Kurumda çalışacak personelin belirli niteliklere sahip olması gerekir. Bunu temin etmek için uzman meslek personeli istihdamı öngörülmüştür. Kurumda iki tür uzman personel çalışacaktır. Biri bu Kanun çerçevesinde görev yapan uzman meslek personeli, diğeri ise belirli uzmanlık isteyen konularda çalıştırılacak, örneğin bilgisayar operatörü, istatikçi gibi, kariyer dışı ihtisas personelidir. 

Kurum personelinin ücret ve mali haklar dışındaki diğer tüm konularda 657 sayılı Devlet Memurları Kanununa tabi olacağı ilkesi benimsenerek, Anayasa'nın 128 inci maddesine uygun bir yapı oluşturulmaya çalışılmıştır. 

Madde 35- Bu maddelerde Rekabet Uzmanlığı ünvanı altında kariyer bir meslek grubu oluşturulmak istenmiş ve Rekabet Uzman Yardımcılığına atanabilmek için gereken nitelikler sayılmıştır. 

Madde 36- Maddede Uzmanlığa atanabilme şartları ayrıntılı bir biçimde açıklanmıştır. 

Madde 37- Rekabet Kurumu personeli, ücret ve mali haklar bakımından 657 sayılı Devlet Memurları Kanununa tabi olmadığı için ücret ve diğer mali hakların burada düzenlenmesi gereği hasıl olmuştur. 

Madde 38- Maddede Kurul üyeleri ile diğer personelin emeklilik işlemleri ile hizmet sürelerinin değerlendirilmesine ilişkin düzenlemeler getirilmiştir. 

Madde 39-Kurumun gelirlerine ilişkin hükümler yer almaktadır. 

Madde 40- Genel olarak Kanunun Üçüncü Kısmında Kurulun İnceleme, araştırma ve soruşturmalarında izleyeceği usule ilişkin hükümler vaz edilmiştir. 

Bu çervede öncelikle Kurula yapılan her türlü ihbar, şikayet ve başvuruyu Kurulun mutlaka değerlendirmeye alması, ihbar ve şikayetlerin ciddi bir şekilde ele alınması amaçlanmıştır. Ancak, her ihbar ve şikayetin bu Kanunun izleyen maddelerindeki usule tabi olması halinde Kurulun altından kalkılmaz bir yükün altına sokulmasına ve kimi zaman boş yere zaman ve mesai harcanmasına neden olacaktır. 

Madde 41- Bu nedenle Maddede Kurula yapılan başvuruların bir önaraştırmaya tabi tutulması ve bunun sonucuna göre ya başvuruları ciddi bulmayarak soruşturmaya son verilmesi ya da soruşturmanın derinleştirilerek devamına karar verilmesi sistemi benimsenmiştir. 

Burada dikkat çekilmesi gereken husus, soruşturmaya gerek olmadığına ilişkin Kurul Kararının da nihai bir karar olduğu ve buna ilişkin usulün bu kanunun izleyen maddelerindeki nihai karara ilişkin hükümlere tabi olduğudur. 

Madde 42- Kurulun başvurularla ilgili olarak ne tür işlemler yapıldığı konusunda ihbar ya da şikayet edenleri bilgilendirilmesi gerekir. 

Maddenin ikinci fıkrasında Kurulun süresi içinde herhangi bir bildirimde bulunmadığı durumlarda şikayetçinin talebinin reddedilmiş sayılacağı, bu durumda doğrudan ya da dolaylı menfaati olduğunu ispatlayan herkesin Kurul Kararlarına karşı yargı yoluna başvurabileceği hükmü düzenlenmiştir. 

Madde 43- Maddede ön araştırma safhasından sonra Kurulun araştırmanın derinleştirilerek devamına karar vermesi halinde soruşturma safhası ile ilgili yapılması gereken işlemler izah edilmiştir. 

İkinci fıkrada, Kurulun haklarında inceleme yaptığı teşebbüslere durumu bildireceği ve ilk yazılı savunmalarını isteyeceği hükme bağlanmıştır. Bununla, hakklarında bir soruşturma başlatılmış olan teşebbüs veya tebbüs birliklerinin ne tür bir iddia ve şikayet ile itham edildiklerinin en kısa zamanda kendilerine bildirilmesi gerekliliği yerine getirilmek istenmektedir. 

Madde 44- Kurulun soruşturmaları gizli değildir. Savunma hakkının tam olarak kullanılabilmesi için sözlü savunma toplantısına kadar, taraflar Kurulca kendileri ile ilgili olarak düzenlenmiş her türlü evrakın ve delilin bir nüshasını alabilmektedirler. Böylelikle, savunma hakkının tam ve eksiksiz bir biçimde kullanılabilmesi mümkün olacaktır. Bir başka deyişle, taraflar herhangi bir ummadıkları süprizle karşılaşmamaktadırlar.

Diğer taraftan, Kurul haklarında soruşturmaya başlanan taraflara bildirmediği ve dolayısıyla savunma hakkı vermediği konulara dayanarak nihai karar veremez. 

Madde 45- Soruşturma safhasının sonunda hazırlanan rapor nihai karar için Kurul ve taraflara gönderilir. Bu aşamada dahi taraflar rapora karşı itirazlarını ve savunmalarını süresi içinde yapabilirler. Bu durumda, raporu hazırlayanlara da ek bir görüş bildirme hakkı verilmiştir. 

Madde 46- Sözlü savunma toplantısı zorunlu değildir. Taraflar savunmalarını sözlü olarak daha iyi yapacaklarını düşünüyorlarsa bu taleplerini belirtilen süreler içinde yapmalıdırlar. Kurul da sözlü savunma toplantısı yapılmasını gerekli görebilir. 

Madde 47- Bu maddede sözlü savunma toplantısına ilişkin esaslar ayrıntılı bir şekilde açıklanmıştır. 

Oturumlara taraflar kendilerini savunmak üzere temsilci ile birlikte katılabilecekleri gibi, doğrudan ya da dolaylı menfaati olduğunu kanıtlayan şikayetçiler de gerek kendileri gerekse temsilcileri vasıtasıyla oturumlara iştirak edebilir. 

Madde 48- Bu maddede esas itibariyle Kurulun nihai kararının soruşturmanın tamamlanmasından sonra ne zaman verileceği değişik durumlara göre ayrıntılı bir şekilde düzenlenmiştir. 

Burada açıklanması gereken husus, soruşturma tamamlandıktan sonra, kararı sürüncemede bırakmayarak biran önce alabilmeyi temin edebilmektir. Bununla da tarafların beklemeden dolayı herhangi bir zarara uğramalarına engel olmak amaçlanmaktadır. 

Madde 49- Sözlü savunma toplantısı nihai karar açısından önemlidir. Taraflar bu toplantıda, yazı ile ifade edemedikleri savunmalarını Kurul önünde açık bir şekilde sunma fırsatını elde etmiş olmaktadırlar. Sözlü savunma toplantıları Kurul üyeleri bakımından da önemlidir. Onlar da toplantıda yapılan sözlü savunmalarla olayı daha iyi kavrayarak daha adil bir yargıya varabilme fırsatını elde etmiş olurlar. Bu bakımdan maddede nihai karara ilişkin görüşmelere sözlü savunma toplantısına katılmış üyelerin mutlaka iştirakinin sağlanması amaçlanmıştır. 

Madde 50- Maddede nihai karar görüşmelerinin usulüne ilişkin düzenlemeler zikredilmiştir. 

Madde 51- Rekabet Kurulu nihai kararları hukuki ve iktisadi sonuçlar doğurabilecek niteliktedir. Kararların tarafları iktisadi hayatımızda önemli roller üstlenen teşebbüs veya teşebbüs birlikleri olacaktır. Bu itibarla, mümkün olduğuğu kadar fazla üyenin Kurulun nihai kararlarının alınmasında hazır bulunmasını sağlamak amacıyla toplantı ve kararlarda ağırlaştırılmış nisaplar aranmıştır. 

Ancak, karar için gerekli çoğunluğun sağlanamaması nedeniyle Kurulun karar alamaz duruma düşmesini önlemek amacıyla, ikinci fıkrada ağırlaştırılmış toplantı ve karar nisapları yumuşatılmıştır. 

Kurulun nihai karar dışındaki kararları için ağırlaştırılmış nisaplara gerek olmadığı görüşünden hareketle üçüncü fıkrada daha düşük toplantı ve karar nisapları kabul edilmiştir. 

Madde 52- Maddede Kurulun nihai kararlarında bulunması gereken hususlar ayrıntılı bir şekilde düzenlenmiştir. 

Madde 53- Madde Kurul kararlarının yazılışına ilişkin usulü düzenlemektedir. Kurul kararları, tarafların ticari sırlarını ifşa etmeyecek biçimde üçüncü kişilere duyurulmak üzere yayınlanacaktır. 

Madde 54- Sürelerin ne zaman başlayacağının açık bir biçimde belirlenmesi, usule ilişkin işlemlerin yürütülmesi bakımından önemlidir. Böylelikle, bu konuda çıkabilecek sorunların önlenmesi amaçlanmaktadır. 

Madde 55- Kurulun nihai kararları yargı denetimi altındadır. Kurul kararlarına idari niteliği ağır bastığından Kanunda yargı yolu olarak Danıştay öngörülmüştür. Kurul kararlarının esas itibariyle ekonomik niteliği ağır basan kararlar olduğu için, bünyesinde Hukuk Fakültesi mezunları dışında üye de bulundurabilen Danıştay'ın Kurul kararlarını daha iyi değerlendirebilecek bir teşkilat yapısına sahip olması, Danıştay'ın yargı yolu olarak seçilmesinin diğer bir nedeni olarak sayılabilir. 

Tasarıya para cezalarının kesinleşinceye kadar yerine getirilmeyeceklerine dair bir hüküm ilave edilerek kısmen İdare Hukuku prensiplerinden ayrılınmış, ancak bu şekilde yargıya başvurulması halinde Kurulun kararlarının yargı denetimine tabi olması ve böylelikle tarafların zarara uğraması önlenmiş olmaktadır. Ayrıca para cezalarının tahsilini temin amacıyla kararlar Amme Alacaklarının Tahsili Usulü Hakkında Kanun hükümlerine tabi kılınmıştır. 

Madde 56- Bu maddeleri oluşturan "Dördüncü Kısım"da genel olarak bu Kanuna aykırı anlaşma ve kararların hukuki niteliği ile rekabetin sınırlanmasının özel hukuk alanındaki sonuçları düzenlenmiştir. 

Maddede, bu Kanunun 4'üncü maddesine aykırı olan her türlü anlaşma ve kararların geçersiz olduğu, bunlardan doğan edimlerin ifasının istenemeyeceği, daha önce yerine getirilen edimlerin geri istenmesi halinde tarafların ödeme borcunun elde kalan ile sınırlı olduğu öngörülerek Borçlar Kanununun haksız ve ahlaka aykırı bir amacı gerçekleştirmek üzere verilen şeylerin geri istenmeyeceğine ilişkin 65'inci maddesinin bu Kanundan doğan ihtilaflarda uygulanmayacağı hükme bağlanmıştır. 

Madde 57- Maddede, rekabetin bozulması nedeniyle bundan zarar gören teşebbüs niteliğindeki veya bu nitelikte olmayan gerçek veya tüzel kişilerin, zarar veren taraflardan bu zararın giderimini tazmin edebileceği hükme bağlanmıştır. 

Madde 58- Madde ile Özel Hukuk hükümleri çerçevesinde bu zararın nasıl tazmin edilebileceği hangi tür zararların karşılanacağı ve bunların nasıl hesaplanacağı düzenlenmiştir. 

Madde 59- Maddede 4'üncü maddenin üçüncü fıkrasına paralel olarak, ispat yükünü belirli bir takım emarelerin varlığı halinde davalı tarafa geçiren uyumlu eylem karinesi düzenlenmiştir. 

Madde 60- Bu madde ile Kurum para ve malları ile her çeşit evrakı devlet malı sayılmış, suç işleyen üyeler ile personelin devlet memuru gibi cezalandırılacağı ve bunlara karşı işlenen suçların da devlet memuruna karşı işlenmiş sayılacağı hüküm altına alınmıştır. 

Madde 61- Bu Kanun uyarınca yapılacak tebligatların, bir esasa bağlanmasını temin etmek ve tebligat nedeniyle meydana gelebilecek ihtilafları önlemek amacıyla Tebligat Kanunu hükümlerine göre yapılacağı belirtilmiştir. 

Madde 62- Bu Kanunda belirtilenlerin dışında Kurumun çalışma esasları, personelin özlük hakları gibi konularda çıkarılacak yönetmeliklerin nasıl çıkarılacağına ilişkin düzenlemeler getirilmiştir. 

Madde 63- Kurumun tabi olmadığı kanunlar ve muaf olduğu hükümler sayılmıştır. 

Geçici Madde 1- Kurul üyelerinin üçte birinin iki yılda bir yenilenmesi öngörüldüğü için ilk ikinci ve dördüncü yıllarda hangi üyelerin görev sürelerinin sona ereceği ilk atamada Kurul henüz oluşmadığı için Kurula, Kurum üyeleri arasından atanacak altı üyenin belirlenmesi ile ilgili düzenlemeler yer almaktadır. İlk atamada bir defaya mahsus olmak üzere Kurulca belirlenen adayları Başbakan ve Sanayi ve Ticaret Bakanı belirleyecektir. 

Geçici Madde 2- Bu Kanun yürürlüğe girdiği tarihte yapılan anlaşma ve kararların ne zamana kadar Kurula bildirileceği düzenlenmektedir. 

Madde 64- Yürürlüğe ilişkin bu hükümde Kanunun para ve süreli para cezalarına ilişkin hükümlerinin bir yıl sonra, diğer hükümlerin yayımı tarihinde yürürlüğe gireceği hükme bağlanmıştır. Bu hükümle teşebbüs ve teşebbüs birliklerine bu kanuna uyum sağlayabilmek için belirli bir süre verilmiş olmaktadır. Ceza hükümlerinin uygulanmaması Kanunun işlerliğini kazanmasına bir engel teşkil edecektir; ama Kurul, para cezası dışındaki diğer tedbirleri her zaman uygulayabilecektir. Daha önce benzeri bulunmamış ve ilk defa yürürlüğe giren bir Kanun için teşebbüslere böyle bir süre verilmesi zorunlu bulunmuştur. 

Madde 65- Kanunun yürürlük maddesidir.